Süveyş Kanalı yerine Hazar Denizi! Türkiye-İran işbirliği daha da genişleyecek

Süveyş Kanalı yerine Hazar Denizi! Türkiye-İran işbirliği daha da genişleyecek

ABD ile İran arasında yaşanan gerilim sürerken, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından Suriye’de yaşanan savaş hayati önem taşıyor. Ortadoğu’da yaşanan sorunların çözümünde Türkiye’nin İran’la olan ilişkisinin daha da güçlendirilmesi gerektiğine işaret eden uzmanlar, Türkiye’nin ‘merkez üs’ konumunda olmasının önemine dikkat çekiyorlar.

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Ulaştırma Koridorlarında Türkiye-İran İşbirliği”ni değerlendiren ANKASAM Ortadoğu Uzmanı Cenk Tamer, “Türkiye ve İran, doğu-batı ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan ekonomik koridorlarda merkez üs konumundadırlar. İki ülke, tarihi süreçte bakıldığında İpek Yolu ve Kral Yolu gibi ulaştırma koridorlarına ev sahipliği yapan ve bu sayede büyük bir işbirliği ağı geliştiren iki kardeş coğrafyayı ifade etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.   

Türkiye ve İran işbirliğinde deniz yollarının önemine değinen Cenk Tamer, ANKASAM’a yaptığı analiz yazısında, “Yeni deniz yollarının keşfedilmesi, modern dönemde eski ulaştırma ağlarının önemini yitirmesi ve konjonktürel gelişmelerin de neden olduğu yeni risk ve tehditler, iki ülkenin ticaretteki partnerlerini çeşitlendirmesine, alternatif kaynaklara yönelmesine ve nihayetinde yeni ulaştırma koridorlarına ağırlık vermesine neden olmuştur. Bunun yanı sıra iki ülke; enerji güvenliğini temin etmek, ekonomide sürdürülebilir büyümeyi yakalamak, dünya siyasetinde ve uluslararası piyasalardaki gelişmeler karşısında kırılgan hale gelen ekonomilerini desteklemek için bölgesel ekonomik işbirliği projelerine önem vermişlerdir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin Karadeniz ve Akdeniz merkezli ekonomik projelere yoğunlaştığını belirten Ortadoğu Uzmanı Cenk Tamer, şöyle konuştu:

İran, Hazar Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden küresel ekonomik projelere dahil olmaya çalışmıştır. Dünya pazarına açılmanın alternatif yollarını arayan Türkiye, ekonomik hinterlandını genişletmek için Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya ve İran’ın güneyinden Hint Okyanusu’na açılma ihtiyacı hissetmeye başlamıştır. Bu sayede Türkiye, doğuya açılma konusunda uzun ve maliyetli olan Süveyş Kanalı yerine İran ve Hazar’ı tercih ederek önemli bir avantaj elde edecektir.

Türkiye’nin Karadeniz ve Akdeniz merkezli projelerine karşılık olarak İran’ın izleyeceği politikaya dair de değerlendirmelerde bulunan Cenk Tamer, “İran, Türkiye’nin yakın ekonomik kuşakları olan Karadeniz ve Akdeniz’e ulaşmak için alternatif koridorlar üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda İran, Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru sayesinde Hindistan’dan Bender Abbas Limanı’na ve Hazar Denizi üzerinden Rusya’ya ulaşabilmeyi amaçlamaktadır. Söz konusu projede Hazar Denizi güzergâhından farklı olarak İran, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Moskova’ya uzanan demiryolu hattı inşa etmeyi planlamaktadır. Bunun yanı sıra 2018 yılının Mart ayında Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan-İran Dışişleri Bakanlarının Bakü’de yaptığı görüşmelerde, söz konusu projenin Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu aracılığıyla Karadeniz’e bağlanması konusunda mutabık kalınmıştır.” şeklinde konuştu.

İran’ın Avrupa-Asya ticaretinde Türkiye koridoruna alternatif olarak Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’nu ön plana çıkarmakta ve Ankara’nın Kafkasya üzerinden bu projeye dahil olmasını istediğini söyleyen Cenk Tamer, sözlerini şöyle sürdürdü:

Dahası İran, söz konusu proje sayesinde Türkmenistan ve Kazakistan’a ve Bender Abbas-Almatı koridoruyla Orta Asya’ya bağlanmayı planlamaktadır. Ayrıca İran, Çin’in Kuşak Yol Projesi kapsamında Pakistan’ın Gvadar Limanı’na açılan koridoru, Rusya ve Hindistan’la geliştirdiği Kuzey Güney Ulaştırma Koridoru’na bağlamayı planlamaktadır. Bunun için de Bender Abbas Limanı’nı Çabahar Limanı’na ve daha sonra Pakistan’ın Gvadar Limanı’na bağlamayı planlamaktadır.

Ortadoğu Uzmanı Cenk Tamer, sözlerini şöyle tamamladı:

Tüm bu gelişmeler ışığında son dönemde Türkiye ve İran arasında doğu-batı ve kuzey-güney hattında uzanan ulaştırma koridorlarında rekabet yerine işbirliğinin ön plana çıktığı görülmektedir. Her iki ülke de alternatif ulaştırma projelerinin ancak ve ancak uzun vadede kullanışlı olabileceğinin farkındadır. Bu sebeple taraflar, kısa vadede kazanç elde edebilmek adına hem Kuşak Yol hem de Kuzey Güney Ulaştırma Koridorunda teknik altyapısı tamamlanmış veya tamamlanmaya yakın olan projelere ağırlık vermektedirler. Nihayetinde Türkiye, hem Bakü-Tiflis-Kars hem de Ankara-Tatvan-Tahran demiryolları üzerinden Bender Abbas Limanı’na ve oradan Güney Asya pazarına açılma imkânını bulacaktır. Bunun da ötesinde Türkiye, altyapı çalışmalarının tamamlanması halinde İran’ın Çabahar ve Pakistan’ın Gvadar Limanlarına açılma fırsatını yakalayacaktır. Türkiye ve İran, birbirlerini pasifize edecek alternatif koridorlar geliştirme olanağına sahiptirler. Hatta, alternatif projelerle birlikte Çin’in Kuşak Yol Projesi’nin ağırlığının Körfez ülkeleri ve Akdeniz’e kaydığı belirtilmektedir. Bölgesel konjonktür ve Batı kaynaklı artan ekonomik baskılar, tarafları ulaştırma koridorlarında işbirliği yapmaya itmektedir. İran, Türkiye’yi gelişmiş teknik altyapısı sebebiyle doğu-batı ve kuzey-güney ulaştırma projelerinde önemli bir partner olarak düşünmektedir. Aynı şekilde Türkiye, İran’ı (özellikle güney limanlarını) kısa yoldan ve az maliyetli bir şekilde Asya pazarına ulaşabilmek adına bir fırsat olarak görmektedir. Sonuç olarak Avrupa ile Asya arasında köprü konumunda olan Türkiye ve İran, ulaştırma koridorlarındaki merkez ülke konumlarını daha da güçlendirmek için birlikte hareket etmektedirler.

Diğer Haberler